Yazarlar
Yayınlanma : 19 Aralık 2025 23:04
Düzenleme : 23 Aralık 2025 20:02

Keşke Dediğin Gibi Olsaydı Nadir Ersoy

Keşke Dediğin Gibi Olsaydı Nadir Ersoy
Suçu olan herkes hesap vermelidir. Verecektir de...Bak dokundukça neler çkıyor. Bu durumda toplumdan ayrıca özür borcunuz da var. 

Haddi Aşmanın Bedeli: "Keşke Dediğin Gibi Olsaydı Nadir Bey"

AHMET SEVEN-SAMSUNBÜLTEN

Gönül isterdi ki bu satırlar bir başarı hikâyesini, bir gurur tablosunu anlatsın. Ama maalesef, bazen hayatın en sert tokadı en umulmadık yerden, evlattan geliyor. Bir babanın en büyük imtihanı evladıyla olurmuş; Nadir Ersoy da bugün bu ağır imtihanın tam ortasında.

Hani bir söz vardır: "Kuzguna yavrusu anka görünür." Babalar böyledir; konduramaz, yakıştıramaz. Nadir Ersoy'da oğlu Mehmet Akif Ersoy’un içine düştüğü o karanlık tabloyu, o ağır iddiaları kabullenmek istemiyor. "Oğluma iftira atıldı, Yusuf gibi çıkacak" diyor. Ancak acı olan şu ki: Hz. Yusuf’a atılan iftira ile bugün ortalığa saçılan iddialar bir değil. Ortada sarsılan bir toplum, hayal kırıklığına uğramış binlerce insan ve yenilir yutulur cinsten olmayan ithamlar var. Peki bu sizdeki nasıl dava adamlığıdır? Böyle mi dava adamlığı olunuyor? 

İmkan Gelince Şımarmak mı, Dava mı?

Yıllardır "dava adamı!!!" diye meydanlara çıkan, topluma yön vermeye çalışan isimlerin evlatları, ellerine az buçuk imkan geçince neden ilk olarak kendi değerlerine sırt çeviriyor? Serdar Tuncer çıkmış, "Sizin elinize bu imkanlar geçseydi ne yapardınız?" diye soruyor. Soru, cevabından daha vahim! Yani bu şu mu demek: "Eline fırsat geçen herkes yoldan çıkmaya müsaittir." Eğer dava adamlığı, mücahitlik sadece "imkansızlık" dönemine mahsussa, o davanın ruhu nerede kalıyor? Ele imkan geçince şımarmak, yoldan çıkmak ve hatta başkalarını da yoldan çıkarmak bir mazeret olabilir mi?

"Oğlum Bu Ne Hal?" Diyemedin mi?

Sormadan edemiyoruz: Nadir Ersoy, diyelim ki sen bir ömür belli değerler için koştun, peki oğlun yarı çıplak figürlerle televizyon ekranlarında boy gösterirken, gidişatın yanlış olduğunu hiç mi sezmedin? "Oğlum bu ne böyle?" diye sormak için illaki işin zindana mı! düşmesi gerekiyordu? Bir babanın koruma içgüdüsünü anlıyoruz ama sorumluluğunu sorgulamak da boynumuzun borcu. Varsa çeksin cezazısını demek daha doğru olmaz mı?

Bugün uyuşturucudan fuhşiyata, yasaklı maddelerden kötü alışkanlıklara kadar uzanan bir zincir konuşuluyor. Belki de bu olayın tek hayırlı tarafı, bu bataklığın kaynağına kadar gidilmesi olacak. Bu işin peşi bırakılmamalıdır. 

İki Mehmet Akif: En Büyük Acı

Bugün dijital dünyanın arama motorlarına "Mehmet Akif Ersoy" yazdığınızda karşınıza iki ayrı dünya çıkıyor. Bir yanda bu toprakların vicdanı olan İstiklal Şairimiz, diğer yanda ağır iddiaların, uyuşturucunun ve ahlaki çöküşün öznesi haline gelen bir isim... İşte en büyük yıkım burada başlıyor.

 Haddi aşmanın sonu hep aynıdır. Kim olursa olsun, ekran önünde topluma örnek olması gerekenlerin "kötü örnek" olma lüksü yoktur. Şımarmayacaksın, geldiğin yeri unutmayacaksın ve en önemlisi haddini bileceksin.

Varsın suçlu olan cezasını çeksin. Yeter ki bu toplum bu illetlerden, bu sahte maskelerden kurtulsun. Unutulmasın ki: Suçu olan herkes hesap vermelidir. Verecektir de...Bak dokundukça neler çkıyor. Bu durumda toplumdan ayrıca özür borcunuz da var. 

#MehmetAkifErsoy #NadirErsoy #ToplumsalYozlaşma #HaddiniBilmek #Adalet #DavaAhlakı #Babalıkİmtihanı

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.