Samsun Bülteni
Yayınlanma : 24 Şubat 2026 21:24
Düzenleme : 24 Şubat 2026 21:42

Dostluk: Ruhun Aynası, Hayatın Dengesi

Dostluk: Ruhun Aynası, Hayatın Dengesi
Bugün yanınızda olan, hatanızı örten, başarınızla parlayan dostlarınıza sıkıca sarılın. Zor kazanılan ama kolay kaybedilen bu değerleri, güncel hesaplara kurban etmeyin.

Dostluk: Ruhun Aynası, Hayatın Dengesi

AHMET SEVEN

Hayat; mecrâsında durmaksızın cereyan eden, her karesinde ayrı bir sır ve imtihan barındıran muazzam bir nehirdir. Bu nehrin suları bir kez akmaya görsün, aslâ geri dönmez. Hazret-i Mevlânâ’nın o rûhu ihtizâza getiren nidâsı, sanki asırların ötesinden bugünün bîvefâ nesline bir ihtardır: “Öldüğüm vakit kabrime gelip toprağımı öpeceğine, hayattayım gel şimdi yüzümü öp.” Zira vefâ denilen hazine, cansız bir merkadın toprağında değil, hayattaki bir dostun mütebessim çehresinde aranmalıdır.

Dost, dostun aynasıdır derler; lakin bu ayna sıradan bir cam parçası değil, ruhun aksini gösteren bir mir’ât-ı mücellâdır. İnsan, dostunun ahlâkıyla boyanır, onun seciyesiyle kendi karakterini tezyin eder. Bu sebepledir ki; yol arkadaşı seçmek, yolun kendisinden evvel gelir.

Büyük bir gaflettir ki, yola beraber çıktıklarını, yolda tesadüf ettikleriyle tebdil edenler, sonunda hem yolu hem de o kadim dostu kaybederler. Zira "yol arkadaşının hayırlısı, arkadaşına hayırlı olandır." Zararı dokunacak kimselerle ünsiyet kurmak, rûhun selâmetini tehlikeye atmaktır.

Oscar Wilde’ın o meşhur kelâmı, dostluğun en çetin imtihanına işaret eder: “Dostun kederine şerik olmak kolaydır; lakin onun muvaffakiyetine samimiyetle sevinmek, metin bir karakter iktizâ eder.” Gerçek sadâkat, dostun saâdetini kendi saadeti bilmek, onun parıltısından rahatsız olmak yerine o nura pervâne olmaktır. Kıskançlık isinin bulaşmadığı bir muhabbet, rûhun kemâle erdiğinin nişânesidir.

Bizler umumiyetle hissiyatımızda muvâzeneyi kaybeden fânileriz. Ya bir "kibrit çöpü" misali rûhumuzu yakacak kadar ateşli seviyor yahut nefretin zifiri karanlığında kayboluyoruz. Halbuki Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (sav) bizlere mîras bıraktığı o hikmetli terazi, selâmetin tek anahtarıdır:

“Sevdiğini itidâl üzere sev, ola ki bir gün hasmın olur. Buğz ettiğine de aşırı gitme, bakarsın bir gün dostun olur.”

Bu hassas terazi bozulduğunda, kalp büyük ıstırapların pençesine düşer. Fâni olan eşyaya ve dünyaya haddinden fazla bağlanmak, zeval vaktinde insanı perişan eyler. Sevgide ve nefrette mutedil olmak, kalbi fırtınalardan koruyan bir limandır.

Dostluk ikliminde latife ve şaka birer neşe kaynağıdır; lakin bu neşe asla "ağır şaka" denilen o kalbi rencide eden tazyike dönüşmemelidir. Sözleriniz ne muhatabı kıracak kadar sert ve haşin, ne de ciddiyeti zedeleyecek kadar gevşek olmalıdır. Sözün iffeti, mîzanında gizlidir.

Dostlarının kıymetini, onlar henüz hayattayken bil. Güzel ahlâklı zevât ile hemhâl ol ki, onların kokusu üzerine sinsin. Unutma; dostlarını keder deryasına gark eden, ancak düşmanlarını şâd eder. Bu hayat nehrinde en büyük sermayen, arkanda bıraktığın sâdık bir dost duasıdır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.