Dikenler Budanmazsa Güller Harap Olur!
AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN
Sokaklarda bir rüzgâr esiyor ama bu ne bahar müjdesi ne de serin bir akşam esintisi. Bu, kimin tarafından nerede ve nasıl estirildiği belli olmayan, önüne geleni yıkıp geçen bir "cinnet" rüzgârı. Son zamanlarda adına ister "akıl tutulması" deyin ister "toplumsal yozlaşma", karşımızda yaşına başına bakmadan çevreye dehşet saçan, organize olmuş bir kötülük var.
"Çocuktur" deyip geçemeyiz. 18 yaşın altına sığınan, ancak işlediği cürmün ağırlığıyla en azılı suçlulara taş çıkaran bir güruhtan bahsediyoruz. Uyuşturucunun pençesinde, zihni bulanmış, vicdanı kurumuş bu tipler; tıpkı o bir araya gelince azgınlaşan sokak köpekleri gibi hareket ediyorlar. Hatırlayın, sokak köpekleri meselesinde "güvenli sokaklar" diyerek bir adım atıldı. Peki, o köpeklerin ne günahı vardı da barınaklara toplandı? Onlar sahipsizdi. Peki, sokakları cehenneme çeviren bu "iki ayaklılar" sahipli mi?
Eğer bir anne veya baba, evladının elindeki bıçağı, kolundaki jileti, dilindeki küfrü görmüyor; onu topluma bir saatli bomba gibi salıyorsa, o ebeveynlik sıfatı orada düşmüştür. Kimse kusura bakmasın; hadsize haddini bildirmeyen her müsamaha, bir sonraki kurbanın davetiyesidir.
Kimlikleri Üzerlerinde: "Ben Buyum" Diyorlar!
Aslında gizlenmiyorlar bile. Saç tıraşlarından yürüyüşlerine, vücutlarındaki dövmelerden kullandıkları o jargona kadar her şey "ben buradayım ve kuralları tanımıyorum" diye bağırıyor. Eğitim, öğretim... Bunlar artık teferruat kaldı. Eğer bir insanda ahlak yoksa, ona atom fiziği de öğretseniz sadece daha nitelikli bir suçlu yetiştirmiş olursunuz.
Mesele çok net: Disiplin. Disiplinin olmadığı yerde kaos, kaosun olduğu yerde ise korku hüküm sürer. Sokakta, trafikte, okulda veya parkta; nerede bir kural tanımaz varsa, orada adaletin demir yumruğu ensesinde hissedilmelidir. Cezayı bir "mağduriyet" gibi gösterip bu serserileri "insanlık namına" korumaya çalışanlar ise en az bu suçlular kadar toplumsal vicdanı yaralamaktadır. Celladına âşık bir toplum değilsek, dikeni korurken gülü feda edemeyiz.
Bizim emniyet güçlerimize inancımız tam, adalet mekanizmamıza güvenimiz sonsuzdur. Yeter ki o çelikten iradeye "dur" denilmesin. Yeter ki suç işleyenin yanına kâr kaldığı algısı, toplumun damarlarına bir zehir gibi zerk edilmesin.
Unutmayalım ki; güllerin etrafında biten o arsız dikenler zamanında budanmazsa, sadece bahçıvanın elini kanatmakla kalmaz, o güzelim gül bahçesini de baştan başa harap eder.
Sokaktaki serseriye, trafik magandasına, okul zorbasına karşı pür dikkat! Geleceğimiz, bugün göstereceğimiz tavizsiz duruşun ellerindedir.


