BUZA YAZILAN DESTAN: SARIKAMIŞ
CELALETTİN TUTKUN
Sarıkamış Harekâtı’nın üzerinden 111 yıl geçti.
Peki, neydi Sarıkamış harekâtı, ne için yapılmıştı? Üzerinden bir asır geçtikten sonra içimizi yakan bu hazin öykünün ayrıntıları neydi? Ve neydi Sarıkamış şehitlerini bu denli değerli ve anlamlı kılan?
Birinci Dünya Savaşı'nda Enver Paşa komutasındaki Osmanlı 3. ordusu, Rus işgali altındaki Kars, Sarıkamış, Ardahan, Batum ve Artvin gibi Doğu illerimizi Rusların elinden geri almayı amaçlamıştı. Vatan topraklarını kurtarmak için 22 Aralık 1914 tarihinde başlatılan önemli ve gerekli bir harekâttı Sarıkamış
Zorlu kış koşulları nedeniyle sadece birkaç hafta sürebilen harekâtın ardından sayısı tartışmalı olsa da on binlerce askerimizi şehit oldu. Olayın daha vahim yanı ise şehit olan askerlerimizin önemli bir kısmını düşman mermisi değil; soğuk hava bu dünyadan ayırmıştı.
Osmanlı ordusu harekâtın ilk günlerinde Rus birliklerine karşı çetin kış koşulları altında olmalarına rağmen kahramanca mücadele verdiler, hatta kısmi bazı başarılar da elde ettiler. Ancak tahmin edilemeyen bir düşman daha vardı: Soğuk ve olumsuz hava koşulları… Harekâtın seyri bir anda değişivermişti. Aniden ortaya çıkan fırtına, tipi ve yoğun kar yağışı kışın tüm olumsuz şartlarını ordunun üzerinde hissettirdi. Bu kırılma anı neticesinde kayıplar verilmeye başlandı. En hazin taraf ise şehitlerimizin birçoğunun Ruslarla yapılan çarpışmalarda değil, ağır soğuk hava şartlarından dolayı şehit olmasıydı. Dönemin kaynakları hava sıcaklığının o günlerde sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğü bildiriyor.
Harekâtın kalbi olan Allahuekber dağları, on binlerce şehit verildikten sonra aşıldı ve kalan bir avuç asker ile Sarıkamış kuşatıldı. Ancak artık dayanacak takat kalmamıştı. Sarıkamış kuşatmasından aşırı soğuk, açlık, asker yetersizliği ve ikmallerin gelememesi nedeniyle 5 Ocak 1915'de vazgeçildi.
Savaşın şahitlerinden olan Kurmay Subay Şerif Bey 'Sarıkamış' adlı kitabında o hazin günleri şu şekilde aktarıyor:
"Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevk etmek istedim. Beni hiç görmedi. Zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik."
Sarıkamış’ta kaç askerimizin şehit olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Bazı kaynaklar Osmanlı Ordusunun Sarıkamış harekâtı sırasında 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdiğini aktarır. Mareşal Fevzi Çakmak ise 33.000 şehit, 10.000 hastanede vefat, 7.000 esir düşme ve 10.000 yaralı olarak durumu aktarmıştır.
Sayıların çokluğundan ziyade Sarıkamış’ı hazin kılan askerlerimiz düşmana eğilmeyen başının ağır kış koşulları neticesinde eğilmesidir. Sarıkamış harekâtının şahitlerinden Rus komutan Aleksandroviç Pietroviç’in ifadesiyle onlar: Allah'larına teslim olmuşlardı.
Onları bu kadar değerli kılan da buydu.
…
Sarıkamış üzerine bu tarihi bilgileri verdikten sonra Türk milletinin milli ve manevi değerlerini korumak için gösterdiği özveriye en güzel örneklerden olan bu tarihi olayı unutturmamak, yaşatmak ve hatırlatmak için katıldığım bir etkinlikten söz etmek istiyorum.
3 Ocak 2026 Cumartesi günü Lâdik İlçesi’nin sırtını yasladığı Akdağ’a doğru Samsundan bir grup arkadaşla erken denilecek saatlerde yola çıktık. Tıpkı 111 yıl önce Sarıkamış’ta olduğu gibi hava buz kesiyordu. Değişik sivil toplum kuruluşlarından, devlet kurumlarından, derneklerden gönüllülerin katılımıyla Sarıkamış’ı anlamaya çalışmak adına soğuk hava koşullarında bir anma yürüyüşü gerçekleştirdik. Elbette bu temsili yürüyüşte hissettiğimiz soğuk hava Sarıkamış harekâtının öldürücü soğuğu ile kıyas bile edilemezdi.
1200 metrelik bir güzergâhta yaklaşık bir saati bulan bir yürüyüş gerçekleştirdik. 200 metre uzunluğundaki Türk bayrağı gençlerin elinde yükseldi. Yürüyüş sonrası gerçekleşen törende şehitler için Kuran-ı Kerim tilaveti yapıldı, dualar edildi. Sonrasında sahnede yapılan gösteriler yine duygu doluydu.
Tüm etkinlikler boyunca özellikle gençlerimizin yoğun katılımını çok anlamlı buldum. Bir değer olan Sarıkamış harekâtına gençler tarafından sahip çıkılmasını çok değerli görüyorum. Sonraki nesilde devam etmeyen, karşılığını bulmayan değerler yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Dini, millî, manevî değerleriyle buluşmaya gelmiş bu gençlerimizi yürekten kutluyorum. Geleceğin aydınlık dünyasını ihya etmeyi ideal edinmiş, yüz akı bir nesil hem benim hem de inanıyorum ki hepimizin hayalidir.
Sarıkamış şehitlerinin nezdinde vatan sevgileri sebebiyle en değerli varlıklarını yani canlarını vererek bu toprağa düşen tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.


