Samsun Haber
Yayınlanma : 12 Mayıs 2026 19:48
Düzenleme : 12 Mayıs 2026 19:57

Aile Ocağı mı, Barınma Konutu mu?

Aile Ocağı mı, Barınma Konutu mu?

Aile Ocağı mı, Barınma Konutu mu?

Ahmet SEVEN Samsun Bülten

Bugün modernleşme ve ekonomik bağımsızlık adı altında parlatılan vitrinlerin arkasında, aslında Türk toplumunun en sağlam kalesi olan "aile" yapısının temellerinden sarsıldığına şahitlik ediyoruz. Kapitalist sistem ve emperyalist yaklaşımlar, kadını evinden ve asıl mukaddes vazifelerinden uzaklaştırıp iş sahasına sürerken, bizden neyi kopardığının hesabını kimse yapmıyor.

Tencere Kaynamayan Evler, Şefkatten Mahrum Nesiller

Çalışan kadınların büyük bir çoğunluğunun eşi de çalışıyor. Akşam eve "yorgun argın" dönen iki insan, aile olmanın o sıcak sohbetini değil, iş stresinin gerginliğini paylaşıyor. Aile ocağında tencere kaynamıyor; ya dışarıdan söyleniyor ya da ayaküstü geçiştiriliyor. Bir sofra etrafında toplanıp göz göze gelerek yapılan o kadim sohbetlerin yerini sessiz bir yorgunluk alıyor.

Annelik ve eşlik görevleri bu yoğun tempoda "ikinci iş" muamelesi görüyor. En acısı da, küçük yaştan itibaren anne şefkatiyle beslenmesi gereken çocuklarımız, bu sevgiden mahrum büyüyor. Bugün sokaklarda, okul sıralarında gördüğümüz o "agresif", "şefkatsiz" ve "öfkeli" neslin temelinde, annesiyle doya doya vakit geçirememiş, dizinin dibinde masal dinlememiş çocukların yalnızlığı yatıyor.

Ev Kadınının Görünmeyen Emeği

Sistem, iş hayatındaki kadını yüceltirken, evini bir kale gibi bekleyen, çocuklarını ahlaki değerlerle yetiştiren, yaşlı anne ve babasına "huzurevi" vicdansızlığına düşmeden bizzat bakan ev kadınlarını görmezden geliyor. Oysa ev kadını; temizlikçidir, aşçıdır, bakıcıdır, öğretmendir ve hepsinden öte ailenin birleştirici gücüdür.

Onun ocağında yemek her daim tüter, onun elinin değdiği yer "konut" olmaktan çıkıp "yuva" olur. Geleceğin mimarı olan çocukları o yetiştirir. Milli Mücadele yıllarında Anadolu’yu ayakta tutan o kahraman kadınların ruhu, bugün de evlerinde ailesi için saçını süpürge eden kadınlarımızda yaşamaktadır.

Çözüm: Kadını Güçlendirmek, Aileyi Tahkim Etmek

Burada yanlış anlaşılmamalıdır; kadının eğitimine, kadın doktorlara, öğretmenlere veya hemşirelere asla karşı değiliz. Aksine, kadının elinin değmesi gereken branşlarda var olmaları bir ihtiyaçtır. Bizim itirazımız, erkeklerin yapabileceği iş sahalarına kadınları sürerek, onları sadece "tüketime" (makyaj, kıyafet, tatil) teşvik eden ve evinden koparan sistemedir.

Önerimiz nettir: Kadınlara, evinin dışında rızık aramak yerine, evinde "eş" ve "anne" olarak kalabilme imkanı tanınmalıdır. Ev kadınlarına devlet eliyle bir maaş bağlanmalı, sosyal güvence altına alınmalıdırlar.

Anneyi üç beş kuruş kazanma derdinden kurtarıp yuvasına geri döndürdüğümüzde, kaybettiğimiz o yüksek ahlaki değerleri de yeniden kazanacağız. Aile dağılmadan, çocuklar elimizden kayıp gitmeden bu sese kulak verilmeli. Unutulmamalıdır ki; bir devlet, çalışan kadınların sayısı ile değil, sağlam aile ocaklarının gücüyle ayakta kalır.

Anneyi tahkim edin, aileyi kurtarın!

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.