• Ferrero fındık

1939 Erzincan depremi sonrası belge ortaya çıktı! İsmet İnönü imzalamış

GÜNDEM Haber Girişi : 28 Şubat 2023 23:39
1939 Erzincan depremi sonrası belge ortaya çıktı! İsmet İnönü imzalamış

Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi olarak 1939 yılında kayıtlara geçen Erzincan depreminin ardından o zamanki Reisi Cumhur olan İsmet İnönü ve 14 kişilik heyetin imzasıyla yeni Erzincan’ın belirli sebepler gösterilerek yeniden riskli görülen fay hattı üzerine inşa edildiği ortaya çıktı. 7,9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depremi sonrası yeni Erzincan’ın kurulacağı yerle ilgili belgeler.

yıldız

 

Dünya tarihinin en büyük depremleri arasında sayılan 1939 Erzincan depremi 26’ı Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece saat 01.57’de başladı. 7,9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depremi 52 saniye sürdü. Oluşan deprem neticesinde 116 bin 720 bina yıkıldı. Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan bu deprem Türkiye’nin en ciddi deprem felaketlerinden birisi olarak tarihe geçti. Can kayıplarının fazla olmasını bir nedeni de zorlu kış şartlarından dolayı yardımların güç şartlar altında ulaşması. Depremde kayda geçirilen verilere göre 32 bin 962 kişi yaşamını yitirirken 100 bine yakın kişi de yaralandı.


Yaşanan depremin ardından yeni Erzincan’ın kurulacağı yerle ilgili 1940 yılında yazılan kararname.


O zamanki Reisi Cumhur olan İsmet İnönü ve 14 kişilik heyetin imzasıyla yeni Erzincan’ın belirli sebepler gösterilerek yeniden riskli görülen fay hattı üzerine inşa edildiği belgede şu ifadeler yer aldı:


“Üniversite jeoloji asistanı ile M.T.A. Enstitüsü jeoloğu ve yine üniversite jeoloji ordinaryüs profesöründen müteşekkil heyet tarafından Erzincan zelzele mıntıkasında yapılan ve Nafia Vekilliğinin 11 Mayıs 1940 tarih ve 5935/ 4555 sayılı tezkeresiyle tevdi olunan jeolojik tetkikatı havi raporda; Zelzelenin vuku bulduğu yerlerde tektonik zelzele hattı mevcut bulunduğu ve bu itibarla şehrin tekrar aynı yerde tesisinde jeolojik mahzurlar görüldüğü cihetle yeni şehir için zelzele bakımından daha emniyetli ve zelzele hatlarından uzak ve zemin daha sağlam bir yer aranarak:


1- Zelzele hattının tamamen haricinde
2- Zemini sağlam tabakalardan müteşekkil
3- Kafi miktarda içme suyu mevcut
4- Her türlü feyazan tehlikesinden masun
Olması gibi sebeplerden dolayısıyla Kemah Boğazı ile Hah arasındaki sahanın yeni bir şehir kurulması için en muvafık bir mahal olduğu gösterilmiştir.


Nafıa vekaletinin teklifinde de; raporda gösterilen saha her ne kadar zelzelenin azami şiddet bulduğu episantral sahanın haricinde kalmakta ise de buranında yüzde 50 - 70 derecesinde hasara maruz ikinci mıntıkanın hemen civarında bulunduğu ve bundan başka bu mevkie kurulacak şehrin eski şehirden ve eski şehirde kurulmuş olan büyük demir yol teşkilat istasyonundan uzak olması, Erzincan ovasının müntehasında ve köy kesafeti nispeten az bir mıntıkada bulunması, şimali şarkı rüzgarlarına maruz olması, hazır içme suyunun bulunmayışı, cenubi garbi tarafı dağlarla mahdut olup ancak şimali şarki istikametinde inkişaf edilebileceği ve burada ayrıca yeni bir şehir ayrıca kuruluncaya kadar eski şehir civarında yerleşmiş veya yerleşecek olan halkın bilahare yeni şehre nakillerinde müşkülat ve hatta imkansızlıklarla karşılaşılması veya şehrin ikiye bölünmesi muhtemel olduğu cihetle bu mıntıka dahilinde birinci sınıf bir idare ve askeri merkez kurulmasının çok müşkül şartlar ve büyük masraflarla kabil olacağı ve bu müşküllerin böyle bir merkezin inkişafına da mani teşkil edeceği ve buna mukabil esasen büyük teşkilat istasyonunun, askeri kışlaların, hastanenin mevcudiyeti, eski şehre civar mıntıkada muayyen bir halk kütlesinin kendiliğinden yerleşmekte olması, rüzgar ve güneş bakımından daha müsait bir variyette görülmesi ve içme suyunun kolaylıkla temini gibi esaslı tercih sebepleri dolayısıyla yeni kurulacak şehrin şimdiki Erzincan merkezinin 5,50 kilometre şimalinde Trabzon şosası üzerindeki saha ile kışlalar civarında kurulmasının daha muvafık olacağı ve zelzeleye mukavim inşaat hususuna ehemmiyet verileceğine nazaran burasının zelzeleye müsait olması mahzurunu tahfif edebileceği mütalaa edilmiştir.


Bu İş İcra Vekilleri Heyetince 22 Haziran 1940 tarihinde görüşülerek gösterilen tercih sebepleri dolayısıyla şehrin, Nafi Vekaleti tarafından muvafık görülen eski Erzincan merkezinin 5,50 kilometre şimalinde Trabzon şosası üzerindeki saha ile kışlalar civarına kurulması kabul edilmiştir.”
Öte yandan 1992 tarihinde 6,8 büyüklüğünde yıkıcı bir depreme daha maruz kalan Erzincan’da 653 kişi hayatını kaybetmiş, 8 bin 57 bina hasar gördü veya yıkıldı. Bu deprem 1939 Erzincan depreminin merkez üssü yakınında meydana geldi.

 

28 Aralık 1939:Milli Şef İnönü’nün Deprem Olan Erzincan’a Gecikmeli Olarak Gitmesi

 

1939 tarihinde gerçekleşen Erzincan Depremi günlerinde Erzincan ilinin nüfusu 20 bin kadardı. Deprem sonrası bu nüfus 12 binin altına inmişti. 

Halk çadırlarda ve barakalarda. Ağır yaralılar yakın ve uzak şehirlere gönderilir. Hafif yaralılar, Kızılay'ın kurduğu 300 yataklı hastanede tedavi edilir. Ölülerin defnedilmesi mümkün olmadığından, kadın, kız, erkek, çocuk yarı çıplak olarak, şehrin muhtelif yerlerine yığınlama başlandı. Ölü yığınları o kadar büyüdü ki, enkaz arasında bayağı fark ediliyordu. Bir hafta kadar geçmişti ki, o soğuğa rağmen, kokan ölüler olduğu gibi, parçalanmış kol, bacak ve çok ağır yara almış ölüleri köpekler yemeye başladı. 3. Ordu, köpeklerin vurulmasını emretti. Vurulma olayı günlerce sürdü. Kesin bir gün verilmemekle beraber, depremden tahminen 25-30 gün kadar sonra (şimdiki Terzibaba yolu üzerinde) büyük bir çukur kazılarak bütün ölüler toplu halde buraya defnedildi.

 Eğitimci İrfan Işık o günleri şöyle anlatır: Dağlardaki kurtlar ovaya inmiş, ölüleri yiyorlardı.Yerleşim yerlerinde sağ ve sağlam kalanlar, ölüleri toplayıp ayakta kalmış bina duvarlarının dibine dizerek duvarı üstlerine yıkıyorlardı. Kurtlar bulup yemesin diye..(Işık,2009)

 İnönü Erzincan'dayken karşısına çıkan yaşlı bir kadın, oğlunun ve kocasının cesedini ararken yanmış, derisi soyulmuş ellerini göstererek, "Giresunlu Mehmet'im gitti; askerdi, senin yanında askerdi," diye haykırıp başını İnönü'nün göğsüne koymuş ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.