MİLLİYETÇİLİKDE LİBERALİZM VE MUHAFAZAKÂRLIK

MİLLİYETÇİLİKDE LİBERALİZM VE MUHAFAZAKÂRLIK

 

Milliyetçilik tek bir tipe bağlı değildir, birçok temel siyası farklı yönleri vardır ve koşulların gerekliliğinden doğmuştur. Birçok unsurla kesişir ve bunlar da kendi içlerinde farklı adlar altında yer alır. Bunlar kısaca;

 

Liberalizm,

Muhafazakâr,

Yayılmacı,

Anti-Kolonyal-Sömürgecilik Karşıtı.

 

Biz bu yazımızda ilk ikisine değinelim istedik.

 

 

LİBERAL MİLLİYETÇİLİK: 19.Yüzyılın başlarına kadar olgunlaşma göstermiş olsa da Siyasi ideolojilerinin genel öge ve anlatımları ''liberalizmle'' başlamalıdır. Sanayileşmiş batının ideolojisi olduğu için farklı değer ve inancı kucaklamaya açık bir ''Meta İdeolojisi'' olarak tanımlanır. Teori anlamında ise üç yüz yıl öncesine kadar dayanır. Feodelizmin yıkılması ve kapitalist toplumun gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. Erken döneminde orta sınıfın ve yeni gelişen sanayinin kucakladığı bir biçim olmasından dolayı Kapitalizmle de yakından bağı bulunmakta ve siyasi bir inanç biçimidir. Mutlakiyet ve Feodal imtiyazlara karşıdır. Liberel İktisadi düşüncenin tam anlamıyla gelişmesi 19. yüzyıl başlarında olmuştur. 19.yüzyılın sonlarında ise refah ve iktisadi formları içine almasıyla ''Sosyal Liberalizm'' gelişmiştir.

 

Liberalizmin unusurlar:

 

Bireycilik: Liberal ideolojinin ana ilkesidir.

 

Özgürlük: Bireysel özgürlüğü kabul eder ve Liberalizmin merkezi değeridir.

 

Akıl: İnsan aklının gerekliliği mutlaktır. Bireyler kendi akıl yolları ile kendisi için en makul yargıya varabilir.

 

Eşitlik: Her insan eşit doğar ve temelde eşitliği savunur. Siyasi, hukuki eşitlikler bunlardan bir kaçıdır ama her birey aynı çalışma isteğine sahip olmadığı için sosyal ve gelir eşitsizliğini desteklemez.

 

Rıza: Yönetim, yönetenlerin rızasına dayanır. Otorite ve sosyallik rıza ve gönüllülük esasına bağlıdır. Demokrasi düzeni ve aşağıdan gelen bir otoriteyi de beraberinde getirerek meşruluk temeline dayanır.

 

Anayasalcılık: Sınırlı bir yönetim şekline dayanan, belli bir düzen ve istikrar biçimidir. Denge ve kontrol, devlet ve birey arasındaki hakları koruyan bir kontrattır.

 

 Özgürlük, Akıl, Eşitlik, Rıza ve Anayasalcılık unsurları bir toplum için en gerekli maddelerdir. İnsanlığın refahı ve geleceği için gerektiği şekilde uygulandığı sürece eleştirel bir yanı bulunmamaktadır.

 

MUHAFAZAKÂR MİLLİYETÇİLİK: 18. yüzyıl sonlarında ve 19. yüzyıl başlarında siyasi ve iktaisadi alanda değişimlere karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Eski rejimi savunma ifadesini kapsar. Liberalizmin, Sosyalizmin ve Milliyetçiliğin gelişmesine, baskıya direnen geleneksel sosyal düzenin yanında yer alıyor gibi görünse de gerçek hedefi başkadır. Düşüncelerinin tümünü insanın akıl yürütmeden, geleceğe dair projeler üretmeden geleneksel kültürü yürüterek, devrim ve rasyonel siyaset anlayışını tamamen ortadan kaldırmaktır. Hükümet sadece kural koyar ve sınırlı bir siyaset güder. Dine bağlıdır, devrimci değil evrimcidir, geleneklere bağlı, eşitlik değil hiyerarşiye inanırlar, serbes piyasa ve özel mülkiyet yanlılarıdırlar.

 

Muhafazakârlığın unsurları:

Gelenek: Muhafaza arzusu geleneksel olmayı da beraberinde getirir. Örf ve adetlerle kendilerini güvende ve devamlılığı sağladıkları içinde başka anlayışa sahip yapıyı reddeder.

 

pragmatizm: /yararcılık /faydacılık. Sürekli inanç duygularıyla yaşama ve eylemde bulunma dürtüsüdür ve ideoloji asla değildir.

 

Beşeri mükemmel olmayış: Aşina olunana yönelen, istikrarlı ve düzenli kişiler arasında yaşama ihtiyacı hissederler. Genelde karamsar bir yapıya sahiptirler. Düzenin sürekliliği ise güçlü bir devlet ve katı cezaları ile var olur.

Hiyerarşi: Statülerinin dereceleri vardır ve bu dereceler kendi içindeki bulunduğu sınıfın sorumluluklarını yansıtır. Birbirine bağlı olan bu küme sınıflar süregenliliği oluşturur.

 

Otorite: Onlar için otorite yukarıdan aşağıya doğru uygulanır. Bilgi, tecrübe ve eğitimden yoksun olanlara çıkarları doğrultusunda liderlerine biat etme işlevidir.

 

Mülkiyet: Sahip oldukları mülklerde kendi benliklerini bulurlar. Hükümet, onları kanunlara ve başkalarının mülklerine saygı göstermeye teşvik ettiğinden çok önemlidir.

 

Din olgusunun kötüye kullanılması, eski ve dini rejimleri savunması, devrim karşıtı olması ve eşitliği savunmaması yönünden siyasetin böyle bir rejim dalını kabul etmemesi gerektiğini düşünenlerdenim. İnsanlık dışı düşünceler kalıbı, halkın yönetiminde yer almamalı.

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.