Yel değirmenleriyle Savaşırken Şehirleri Kaybetmek
Rahmetli Cemil Meriç, o her zamanki keskin zekasıyla bugünün dünyasını adeta yıllar öncesinden özetlemişti: "Şehirleri fethedecek enerji yeldeğirmenlerine harcanır."
Ne kadar asil, bir o kadar da can yakıcı bir tespit. Etrafımıza şöyle bir bakalım; yediden yetmişe, tahsillisinden tahsilsizine kadar hepimiz muazzam bir devinim içindeyiz. Koşuyoruz, tartışıyoruz, yoruluyoruz. Ancak günün sonunda elimizde ne var? Koca bir hiç. Tıpkı Cenap Şahabettin’in o eşsiz dizesinde söylediği gibi: "Yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha çok ayak patırtısı çıkarırlar." Bugün toplum olarak çıkardığımız o muazzam gürültü, ne yazık ki ileriye doğru attığımız adımların değil, yerimizde sayarken çıkardığımız patırtıların sesidir.
Fikir ve Bilginin Asil Buluşması
İsmet Özel, "Parmak ayı gösteriyorsa parmağa değil, aya bakmalı" der. Bizler ise uzun zamandır aya bakmayı unuttuk; parmağın şekliyle, rengiyle, kimliğiyle meşgulüz. Fikirsiz bilgi ne kadar zayıf ve kuru kalıyorsa, bilgisiz fikir de o kadar sönük ve kördür. Sözü kimin söylediğinden ziyade, o sözün aklın ve kalbin imbiğinden geçip geçmediğine bakmalıyız. Öyle ki, Üstad Necip Fazıl’ın bahsettiği o "Asil Öfke" bile bir amaca, bir ahlaka hizmet etmek zorundadır. Öfkenin dahi asili, enerjisini bir yıkım için değil, adaleti inşa etmek için kullananıdır.
Doğa bile bu muazzam dengeyi bizden daha iyi kavramış durumda. Bilim insanları, savanadaki bir çitanın, peşinden koşacağı avın kalorisini hesaplamadan harekete geçmediğini söyler. Eğer harcayacağı enerji, avdan alacağı kaloriden fazlaysa, çita yerinden kımıldamaz. Doğanın en yırtıcı hayvanı bile "değer-maliyet" analizi yaparken; eşref-i mahlukat olan insan, ömür sermayesini nasıl olur da geri dönüşü olmayan beyhude işlerde hoyratça harcayabilir?
En Büyük Yorgunluk: Gayesizlik
Bugün manevi boşlukların, depresyonların ve toplumsal cinnetlerin temelinde işte bu "enerji ahlakı" eksikliği yatıyor. İnsanı en çok yoran şey çalışmak değil, gayesizliktir. Bir davası, bir mefkuresi, insanlığa dair bir derdi olmayanlar, enerjilerini dedikoduya, sosyal medya dehlizlerine, incir çekirdeğini doldurmayacak kavgalara harcarlar. Oysa başkaları için faydalı bir şey yapmaya çalışmayan her insan, eninde sonunda kendisi için zararlı bir varlığa dönüşür.
Hayatta gerçekten mutlu ve huzurlu olan insanlara bakın; tamamının enerjisini doğru yönde kullanan, ardında bir eser bırakma derdinde olan insanlar olduğunu görürsünüz. Bir yarayı sarmak, bir yetimin başını okşamak, kendinden sonrakilere bir çığır açmak... Hayatın gerçek manası tam olarak burada gizlidir.
Günün Sonundaki Büyük Muhasebe
Yaşamak, sadece nefes alıp vermekten ibaret bir biyolojik süreç değildir. Yaşamak; sahip olduğumuz maddi ve manevi değerlerin, başkaları için de bir faydaya, bir umuda dönüşebilmesidir.
Bu yüzden her günün sonunda, başımızı yastığa koyduğunda şu çetin muhasebeyi yapmalıyız:
"Bugün insanlık için, geleceğim için, bir gönle girmek için faydalı bir şey yapamadım; öyleyse bugün ben yaşamadım."
Yel değirmenleriyle hayali savaşlar vererek ömür tüketenlerin değil; şehirleri, gönülleri ve gelecek nesilleri fethetmek için yol haritasını bu enerji ahlakına göre çizenlere selam olsun...
AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN

