reklamengel
15 Mayıs 2021 Cumartesi
Anasayfa > TARİH > 1892-1922 SAMSUN VE ÇEVRESİNDE ERMENİ OLAYLARI

1892-1922 SAMSUN VE ÇEVRESİNDE ERMENİ OLAYLARI

29.03.2019 20:53 12 14 16 18 yazdır
Osmanlı Devleti yönetiminde yaşayan Ermenilerin ilk ulusal hareketlerinin başlama tarihi 1860 yılı olarak kabul edilebilir. Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan dernekler, sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerini devlete k
1892-1922 SAMSUN VE ÇEVRESİNDE ERMENİ OLAYLARI

1892–1922 Yılları Arası Samsun ve Çevresinde Ermeni Olayları 


Osmanlı Devleti yönetiminde yaşayan Ermenilerin ilk ulusal hareketlerinin başlama tarihi 1860 yılı olarak kabul edilebilir. Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan dernekler, sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerini devlete karşı ayaklandıran komitelerin ilk belirtileri ve çekirdekleri olmuştur.


Ermeni Meselesi, Osmanlı-Rus Harbinden sonra imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşmasının 16. ve Berlin Antlaşmasının 61. maddeleriyle ortaya çıkarılmıştır. Bundan sonra her fırsatta ortaya sürülmüş ve artan bir şiddetle devam etmiştir. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’ne karşı bir müdahale unsuru olarak kullanılmıştır. Berlin Konferansı’nın hemen ardından harekete geçen Ermeniler, Ermeni Meselesinin, Şark Meselesinden ortaya çıktığını iddia etmişler, ıslahat yoluyla fiilî özerklik elde etmek amacıyla yurt içinde ve dışında örgütlenmeye başlamışlardır. Bu amaçla 1885’te Van’da Armenegan, 1887’de Cenevre’de Hınçak ve 1889’da Kafkasya’da Taşnak adlı ihtilâl komiteleri kurmuşlardır. Ermeni komitelerinin, Ermeni sorununun büyümesinde ve siyasî anlamda çözülmez hale gelmesinde, özel bir yeri vardır. Bu derneklerin çalışmaları sonucunda, 1890 yılından itibaren yurdun çeşitli yerlerinde isyan hareketleri meydana gelmeye başlamıştır. Bu isyan hareketlerinde, dış güçler ve Ermeni komiteleriyle iç bölgelerde yaşayan Ermeniler arasındaki bağlantının Trabzon ve Samsun limanları aracılığıyla sağlandığı görülmektedir.


Bu çevrede, Trabzon vilâyetinden Dâhiliye Nezaretine çekilen bir telgrafa göre, Ermeni nüfusun yoğun olduğu yerlerde Ermeni memurların da görev aldığı tahrir komisyonunun yaptığı çalışmalar neticesinde: Trabzon sancağı dâhilinde 22.681 Ermeni mevcuttur ve bunun 6.000’i Trabzon şehrinde oturmaktadır. Canik sancağında 18.174 Ermeni ve Gümüşhane sancağında 1.494 Ermeni olmak üzere toplam Ermeni nüfusu 42.349’dur. 1319 tarihli Trabzon Vilâyeti Salnamesine göre ise Trabzon sancağında 28.499 Ermeni mevcuttu. Canik sancağında toplam 22.002 Ermeni’den 1.215’i Samsun Kazasında idi. Gümüşhane sancağında ise 1.712 Ermeni vardı.


1912’lere gelindiğinde Osmanlı Devleti, Balkan devletleri karşısında uğradığı yenilgiler sonucunda Avrupa’daki topraklarının hemen hemen tamamını kaybetmiştir. Asya toprakları da yavaş yavaş bölünme aşamasına getirilmiştir. Avrupalı devletlerin Şark Meselesi, bütün şiddetiyle devam etmekte, buna paralel olarak yurdun çeşitli yerlerinde Ermeni ayaklanmaları vuku bulmaktaydı. l. Dünya Savaşı öncesinde Ermeni meselesi, büyük devletler tarafından yeniden gündeme taşınmıştır. Osmanlı Devleti henüz savaşa girmeden Ermeniler, Rus ordusu için gönüllü birlikler oluşturmuşlar ve isyan hazırlıklarını tamamlamışlardır. Savaş çıktıktan sonra Trabzon ve çevresindeki Ermeniler, iç kısımlardaki Ermenilere silah ve mühimmat nakliyatında yardımcı olmuşlardır. Savaş süresince, Ermeni ayaklanmaları artarak devam etmiş, işgalci kuvvetlerle birlikte hareket ederek, Türk halkına katliamlarda bulunmuşlardır. Özellikle 15 Nisan 1915 Van isyanı, Osmanlı hükümeti tarafından 27 Mayıs 1915 tarihli sevkiyatla ilgili geçici kanunun çıkarılmasının en önemli nedenlerinden biri olmuştur.


1892–1922 tarihleri arasında fazla bir Ermeni nüfusu olmamasına rağmen Samsun ve çevresinde de çeşitli Ermeni olayları meydana gelmiştir. Bütün bunlar yurt genelinde plânlı bir Ermeni hareketi olduğunu göstermektedir.


Basının Rolü

Ermeni komitelerinin en önemli propaganda aracı basın idi. Kitap, dergi, gazete ve bunlarda yer alan bilhassa millî duyguları uyandıran şiirler, isyanların çıkarılmasındaki en etkili metottu. Çoğu Ermeni gazetesi, Ermenilerin kurtulabilmek için silaha başvurmaları gerektiğini belirterek, Ermenileri isyana kışkırtmıştı.    

  

1800’lü yılların ortalarına gelindiğinde İmparatorluğun etnik ve dinsel cemaatlerinin çoğunun kendi gazeteleri vardı. Çeşitli dillerde yayınlanan gazetelerin, milliyetçilik akımlarının etkisiyle gittikçe yıkıcı temalar içerdikleri görülmekteydi. Çeşitli halkların bir arada bulunduğu eyaletlerde, yerel özgürlüklere saygılı bir idarî özerkliğin kabul edilip yerleşmesini istemeye kadar gitmişlerdi. Zaten gazetelerin bu amaç doğrultusunda çıkarıldığı, yayına başladıkları tarihlerden de anlaşılmaktaydı. İstanbul’da ilk Ermeni gazetesi, 1812 yılında üç haftada bir yayınlanan Tidak Püzantyan’dır. Bunu diğerleri izlemiştir.


Bazıları yurt dışında da faaliyet gösteren bu gazeteler, hedefleri doğrultusunda yayın yapmakta ve Avrupa kamuoyunda, bağımsız bir Ermeni Devleti kurulması fikrini sürekli gündemde tutmaktaydılar. Aynı zamanda gerek Avrupa’da gerekse Osmanlı toprakları içinde yaşayan Ermenileri, Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtıp, faaliyet göstermeye teşvik etmekteydiler.


Osmanlı Ermenileri içinde ayaklanmanın fikrî yönünü oluşturmayı üstlenen kişi olarak bilinen, İstanbul’daki Patrik Nerses’in genel sekreteri Minas Çeraz, Londra’da çıkarttığı Arménie gazetesinin 15.6.1890 tarihli sayısında, daha 1876 yılında İstanbul’un üç Ermeni gazetesinde, Kafkasya’daki Ermenilerin ayaklanmaları hakkındaki “asılsız bir haberi” yayınlattırdığını itiraf etmiş, yabancılar karışmazsa haklarını elde edemeyeceklerini savunmuştur. Daha sonra bu kişi 1878 Berlin Kongresi’ne katılan Ermeni delegeleri arasında yer almıştır.  


Samsun’a gizlice birçok Ermeni gazetesi getirilmiştir. Bunlardan Hınçak gazetelerinin, Avusturya vapur acentesi tercümanı bir Ermeni tarafından, el altından dağıtımının yapılmakta olduğu hatta Amasya tarafına da gönderildiği belirlenmiştir.


Bu gazeteler, Samsun’a gelmekte olan posta ve zahire vapurlarında çalışan Ermeniler aracılığıyla ülkeye sokulmaktadır. Özellikle bu tür zararlı evrak, yayın ve silahların yalnız tüccar ve çeşitli zanaatlarla uğraşan Ermeniler tarafından değil devlet kademesinde çeşitli memuriyetlerde bulunan, hastane ve belediyelerde tabiplik yapan Ermenilerin de yardımıyla Samsun, İnebolu, Bartın ve Sinop iskelelerinden yurda sokulduğu görülmektedir.


Cenevre’de çıkarılan Ermenice Troşak Gazetesi, faaliyet gösteren diğer bir gazetedir. Bu gazete yalnızca Ermenileri değil, Osmanlılara karşı ayaklanmış olan diğer milletleri de desteklemektedir. Gazetenin 1904 tarihli bir sayısında Makedonya ayaklanmasını desteklediği ve Makedonyalıları Ermeniler gibi Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık mücadelesi veren bir halk olarak lanse ettiği görülmektedir. Zaten Ermeni komiteleri, Makedonya ve Bulgar komitecileriyle zaman zaman işbirliği yapıyorlardı. Bulgar ve Makedonyalılar Ermenilere ellerinden gelen yardımı esirgemiyorlardı.


Osmanlı topraklarında el altından gizlice dağıtılan diğer gazetelerde olduğu gibi bu gazeteye Samsun ve çevresinde iki yüz altı nüsha rastlanarak gerekli tedbirler alınmıştır.


Silah Sevkiyatı ve Asayiş Sorunu

Ermeni komiteleri, Ermeni halkını daha çok silahlandırmak için bomba vs. gibi silahları, en ufak Ermeni köyüne kadar sokmaya çalışıyorlardı. Bunun için hiçbir fırsat kaçırılmamış, büyük bir gayretle silah ve bomba sağlanmaya çalışılmıştır.


Samsun ve Trabzon, Anadolu’nun Karadeniz’de en işlek iskeleleri olduğundan, komitelerin Sivas, Şebinkarahisar, Erzurum, Van, Elazığ bölgelerine silah sevki bu iskelelerden iç bölgelere ticaret malları arasında ve Ermeni tüccarlar vasıtasıyla yapılmıştır. Avrupa’daki Ermeniler, bu iki liman aracılığıyla Anadolu’nun çeşitli yerlerine dinamit yapma amaçlı barut göndermişlerdir. Bunları gönderirken İsviçre acentelerini kullanmışlardır.


Yalnız ticarî anlamda değil aynı zamanda haberleşmenin sağlanması açısından da bu liman şehirleri önemlidir. Sivas gibi iç bölgelerle olan haberleşmelerde Samsun postanesinin kullanıldığı görülmektedir. Seferberlikten önce buralarda muntazam komite teşkilâtı ve şubeleri vardır. Buradaki şubeler, yabancı memleketlerden özellikle de Rusya’dan, itilâf devletlerinin konsolosları ve yabancı postaneleri aracılığıyla mükemmel bilgiler almakta ve merkezleriyle haberleşmelerini temin etmektedir. Rusya’ya gidip gelen komiteciler Rus, İngiliz, Fransız mesajeri (Tren veya vapurla gönderilip çoğunlukla özel bir kamyon servisiyle oturum yerine verilen eşya) vapurlarıyla buradaki komite merkezlerine uğrayarak gerekli telkinlerde bulunmaktadır. Yurt dışından getirilen silahlar genellikle Samsun limanından, burada bulunan Ermeniler aracılığıyla yurdun çeşitli yerlerine dağıtılmaktadır.


Silah ithali için Giresun iskelesine de büyük önem verilmiştir. Buralarda komisyoncu Vahan Badlıyan ve Kel Artin ismindeki iki kişi bu silah sevkini organize ediyorlardı. Artin’in Rus vapurundan çıkardığı bir saman balyasının, vinçten gevşeyerek dağılması üzerine arasından dört yüz martin ile birçok mavzer tüfek ve mermi çıkmıştır. Gümrük ambarında da Ermeni balyalarındaki ticaret eşyaları arasında pek çok tüfek ve cephane bulunmuştur. Ayrıca Ermeniler silah kaçakçıları vasıtasıyla Marsilya’dan Samsun limanına Pake Kumpanyası vapuruyla silah ve mühimmat sevk etmişlerdir.


Samsun ve çevresinin önemi, Trabzon’a yakın olmasından ve çevresindeki Sivas, Merzifon, Amasya ve daha içerilerdeki çetelerin buralarda bulunmasından ileri gelir. Samsun merkezinde yapılan aramalarda birçok silah ve cephaneden başka Ermeni kilisesinin zeminliğinde büyük çapta bomba ile bomba imaline yarayan çok miktarda araç ve gereç bulunmuştur. Bu sandıkların üzerinde Ermenice “Samsun Ermeni piskoposluğuna verilecektir” cümlesi yazılmıştır. Samsun’da Ermeni mahallelerindeki Ermeniler açıkça silahlı bir şekilde gezmekten çekinmiyorlardı. Canik’te meydana gelen karışıklıklarda Minasoğlu çetesinin de etkili rolü olmuştur. Terme civarındaki Kurşunlu ormanlarında saklanan Minasoğlu, civardaki Ermeni ve diğer köylerden 10’u Rum ve diğerleri Ermeni olmak üzere 500 silahlı adam toplamıştır. Bundan da büyük bir isyan planlandığı anlaşılmaktadır.


Yine Samsun ahalisinden Hamayak adlı bir Ermeni Atina ve Londra’daki Ermeni komitelerinden silah talep etmiş ve komitenin işareti olan yüzükle dolaşmaktan çekinmemiştir. Bu dönemde Ermeniler dış güçlerin de yardımıyla hızla silahlanmışlardır. Bu silahlanma ilçelere kadar yayılmıştır. Samsun’un Çarşamba kazasında iki Ermeni alet ve silahlarla yakalanmıştır.


Devlet bu işlere karıştığı tespit edilen Ermenilerle ilgili çeşitli tedbirler alma yoluna gitmiştir. Bilhassa Samsun’daki karışıklıklara önayak olan Ermenilerin memleketlerine geri gönderilmesine çalışılmıştır. Ancak bu olaylar karşısında devletin imkânlarının sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Ermeni olaylarının önlenmesi ve eşkıyanın takibi amacıyla oluşturulan Çarşamba Kazası kordonlarındaki zaptiyelere martini tüfek verilemeyeceği, ancak silahsız olanlarına şinayder tüfeği verilebileceği belirtilmiştir. Yine bu dönemde Samsun, Müslümanların taarruzundan korkarak yerlerini terk ettikleri bahanesini ileri süren Ermenilerle dolmuştur. Bunlar arasında Kudüs’e gitmek bahanesiyle Samsun’a geldiklerini söyleyenler de vardır. Ermenilerin yoğun oldukları yerlerde çıkabilecek herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için mevcut taburlar yerinde bırakılmış, Karadeniz kumandanlıklarına tebliğlerde bulunulmuştur. Bu önlemler sayesinde biraz da olsa asayiş temin edilmeye çalışılmıştır.

Bu arada dış güçler, gerek el altından komiteler aracılığıyla silah yardımında bulunarak gerekse konsoloslukları aracılığıyla Ermenilerin korunmasını isteyerek Ermenilere olan desteklerine devam etmişlerdir. İngiliz konsolosu, Samsun’a bağlı Ermeni köylerinde karışıklık olduğunu ileri sürmüştür. Bu konuda yapılan araştırma neticesinde söylentilerin asılsız olduğu anlaşılmıştır.


Yine İngiltere, bir muhtıra vererek Canik Sancağı da dâhil olmak üzere bazı yörelerde Ermenilerin emlâk ve mülklerinin gasp edildiğini ileri sürerek bunların sahiplerine geri verilmesini istemiştir. İngiltere’nin iddiaları araştırılmış ve neticede bu bilgilerin pek çoğunun asılsız ya da yanlış olduğu anlaşılmıştır. Bu arada haksız yere zarara uğrayan bazı Ermenilerin zararları telafi edilmiştir. Ayrıca Samsun ve Bafra’daki Ermeni kiliseleri rahiplerinden bazıları azledilmiş, bazıları ise değiştirilmiştir. Bundan dolayı Ermeni ahali arasında çeşitli olaylar meydana gelmiştir. Bafra’daki Hınçakyanlar yeni atanan rahibi tehdit ederek kilisede ayin yapmasına engel olmuşlardır.


Ermenilerin silahlanmaları bulundukları bölgenin asayişinin bozulmasını da beraberinde getirmiştir. Rum ve Ermeni eşkıyalar tarafından Ünye, Samsun, Çarşamba ve civarında adam öldürme ve gasp olaylarına sık rastlanmaya başlanmıştır. Bu durumu Canik mutasarrıflığı Jandarma Umum Kumandanlığına telgraflarla bildirmiştir. Bunlardan Çarşamba bölgesinde eşkiyalık yapan Ermeni eşkıyası reislerinden Bölükbaşoğlu Ohannes silahıyla birlikte teslim olmuştur.


Kaynakça

Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumîye Asayişi (DH.EUM.AYŞ.)

Dahiliye Kalem-i Mahsûs (DH.KMS.)

Sadaret MektubîMühimme (MKT.MHM.)

Yıldız Esas Evrak (Y.E.E)

Yıldız Perakende Dahiliye (Y.PRK.DH)

Yıldız Perakende Askerî (Y.PRK.ASK)

Yıldız Perakende Umumî (Y.PRK.UM)

Yıldız Perakende Başbakanlık (Y.PRK.BŞK)

Yıldız Sedaret Resmî Maruzat Defteri (Y. A. Res)

BİLGİ, Nejdet (1999) Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey’in Yargılanması. Ankara

CARTY, V.Mc (1983)  MuslimsandMinorities. New York

ÇADIRCI, Musa (1990) “19.YY. 2. Yarısında Karadeniz Kentleri (Trabzon ve Samsun)”, İkinci Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri (Uluslararası l), Samsun, s.15-23

ÇALIK, Ramazan (2000). Alman Kaynaklarına Göre II. Abdülhamid Döneminde Ermeni Olayları. Ankara T.C. Kültür Bakanlığı

DABAĞYAN, LevonPanos (2005). Türkiye Ermenileri Tarihi, İstanbul IQ Kültür Sanat Yayıncılık

Ermeni Komitelerinin A’mâl ve Harekât-ı İhtilâliyyesi (İ’lân-ı Meşrûtiyet’den Evvel ve Sonra) (1983), Hazırlayan: H. Erdoğan CEGİZ, Ankara Başbakanlık Basımevi

ERYILMAZ, Bilal (1996) Osmanlı Devletinde Gayrimüslim Tebaanın Yönetimi. İstanbul

GÜRÜN, Kâmuran (1983) Ermeni Dosyası. Ankara TTK Basımevi

HOCAOĞLU, Mehmet (1976) Arşiv Vesikalarıyla Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, İstanbul

İLTER, Erdal (1988) “Ermeni Meselesi”nin Perspektifi ve Zeytun İsyanları (1780-1880)” Ankara Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü

İPEK, Nedim (1996) “Anadolu’dan Amerika’ya Ermeni Göçü”, Akademik Açı. Samsun Furkan Kitapevi, s. 103-116

KARAGÖZ, Rıza (1998) “Canik Sancağında Ermeni Çetelerinin Faaliyetleri (1894-1896)” Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. Samsun, s.251-257

KOLOĞLU, Orhan (2005) Abdülhamid Gerçeği. İstanbul

MahmudCelaleddin Paşa, (1983) Mir’at-ı Hakikat, Haz. İsmet Miroğlu, C. I-II-III, İstanbul

MANTRAN, Robert (1999) Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. C. II, İstanbul

METİN, Halil (1997) Türkiye’nin Siyasî Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları. İstanbul

OĞUZOĞLU, Yusuf (2000) Osmanlı Devlet Anlayışı. İstanbul

ORTAYLI, İlber (1985) “Osmanlı İmparatorluğu’nda Millet”,Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, C. IV, İstanbul İletişim Yayınları, s.996-1001

SHAW, Stanford (1985) “Osmanlı İmparatorluğu’nda Azınlıklar Sorunu”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi,C. IV, İstanbul İletişim Yayınları, s. 1002-1006

SHAW Stanford J. – EZEL Kural Shaw (2000) Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye. C.II, İstanbul

ŞİMŞİR, Bilâl N. (1984) “Ermeni Propagandasının Amerika Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu, Erzurum, Ankara

URAL, Gültekin (1998) Tarihin Işığında Ermeni Dosyası, Kamer Yay. İst.

URAS, Esat (1987) Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi. İstanbul

YAMAN, Abdullah (1973) Ermeni Meselesi ve Türkiye. İstanbul Otağ Yayınevi

Ermeni faaliyetleri - Resmî Yazışma (Samsun'da Tutuklanan Komite Üyelerinin İsimleri)

Viki Kaynak, özgür ansiklopedi

 

reklam
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri