27 Mayıs 2019 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Ahmet SEVEN > Bu böyledir
Ahmet SEVEN

Bu böyledir

07.03.2019 11:19 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ahmet SEVEN

Bu böyledir  

                                                                                 Ahmet SEVEN

 

Solucanlarda yüksek doruklara ulaşabilirler fakat kargaların ağzında. Kartallar kargalar gibi değildir. Onlar asaletlerinden dolayı taşıdıklarını yükseklerden aşağı bırakmazlar. Bırakacaklarsa götürüp bir kayanın üzerine bırakırlar. Kartalların ağzında yüksek doruklara ulaşıp kendini kartalların yerine koyan  solucanın eskisinden daha beter  duruma geldiğini izah etmeye gerek var mı?

 

Dünya, başkaları için zindan inşaa ettirip o zindanlarda bir mahkum olarak ömür tüketenlere şahit oldu. Yine kendi ördüğü duvarın altında kalan çok ustalar! gördü bu dünya. Lidya Kralı Krezüs’ü bilirsiniz. Zamanın filozofu Solon’ u çağırtıp ihtişam dolu hayat ve zenginliğini ona gösterdikten sonra ; Benden güçlüsü var mı diye sorar. Solon sonuna bak sen der sonuna bak. Yaşayan ihtişam hakkında hüküm verilemez. Bu sözleri beğenmeyen Krezüs koca filozofu zindana attırır. Bir süre sonra Pers Kralı Kuraş’ ın saldırısına uğrayan Lidya kralı esir edilir. Her şeyi elinden gitmiştir. Nerdesin Solon diye feryat etmektedir. Kimdir bu solon diye sorarlar Krezüs’ e der ki; ülkemin filozofudur. Saraya çağırıp sahip olduğum ihtişamı gösterdiğim zaman bana,  sonuna bak demişti. Onun haklılığını  şimdi anladım...

 

Genç Osman’ın Yedikule Zindanlarına götürülürken söylediği son sözlerini bilmeyen var mı? O da “Hey ağalar görün halimi daha düne kadar koca mülkün padişahıydım şimdi ne haldeyim diyordu. Malazgirt’ e giderken Alpaslan’a haber gönderip demediğini bırakmayan Bizans İmparatoru Diyojen’ in içerisine düştüğü acizliği hatırlarsınız.  Alpaslan onu affetmiş ve memleketine göndermişti. Fakat herkes Alpaslan  olmayabilir.

 

Şu dünyanın haline bakınız ki ne efendi efendi olarak, ne de köle köle olarak yaşayıp öleceğini bilemiyor. Akşam aziz yatan sabah zelil uyanabiliyor. Akşam zelil yatan sabah aziz kalkabiliyor.  Ne oldum deme ne olacağım de öğüdüne hangi kulak duyarsız kalabilir ki?

 

Yıldırım Bayezit’ in hızını kesen aksak Timur değil midir? Bir Molla Kasım gelip Yunus’ u bile sigaya çekmemiş midir? Bu dünya iki padişaha dar, bir padişaha geniş diyen Koca Yavuz bir şirpençeyle baş edememişti. Zindana atılan Yusuf elverir ki güzelliğini bozmasın. Güzele  güzel yaşamak   yakışır. Kibir ve gururun bir bedende toplandığı Karun biriktirdiği mallarıyla birlikte yerin dibine geçmemiş,  Gün gelmiş Yusuf  zindandan çıkıp ta Mısıra Sultan olmamış mıydı?

 

Sular çekilip balıklar ölünce, karıncalar ziyafet çekermiş. Boşuna mı etme bulma dünyası demişler bu dehre.  İnsanlık tarihi  bu gibi hadiselerin binlercesine şahittir. Yerken içerken, konuşurken susarken, sarayda sefa sürüp,  zindanda cefa çekerken, yaşarken hatta ölürken bile hesap verebilme kaygı ve yüceliğini elden bırakmamak gerek.  Hani ne demişler ‘keser döner sap döner, bir gün hesap döner’  Döner mi döner. Yanlış hesap Bağdat’ tan  geri döner, hatta  mezardan bile . Şimdiye kadar böyle olmuştur şimdiden sonra da.

 

Makam mevkii, mal mülk, itibar şan şöhret şeref...gün gelir hepsi biter. İnsan dediğin bir tahta tabuta biner gider. Gider amma N. Fazıl’ ın dediğini de unutmamak gerek:

“Son gün olmasın dostum çelengim top arabam,

Alıp beni götürsün tam dört inanmış adam”

 

İnanmışa yakışır bir şekilde yaşayıp, inanmış adamların omuzuna layık bir şekilde de gidebilmek dileğiyle.

Etiketler : Ahmet SEVEN
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.